Haber Resmi

Baharın gelmesi ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi güzel şehrimiz İzmir’in de dört bir yanında irili ufaklı, genelde adını ürettiği üründen, meyveden, sebzeden alan festivaller düzenlenecek.

Eski ve yeni Belediye Başkanları, yıllardır süregelen festivallerin çıtasını yükseltmeye çalışacak mı bilemem ancak seçim vaadleri sırasında yeni festivaller sözü veren çok sayıda Belediye Başkanı adı verebilirim size. An itibari ile İzmir ilçelerinin 6 tecrübeli, 24 çiçeği burnunda Belediye Başkanı mevcut. Geleneksel festival tarihi Nisan ayına denk gelen bilhassa çiçeği burnunda Belediye Başkanlarının bir miktar şanssız olduklarını düşünüyor olabilirsiniz.

Çünkü henüz Nisan’ın ilk haftasında mazbata alıp ardından bir de Ramazan Bayramı tatilinin araya girmesi, daha tebrik ziyaretleri kabul ederken hem kentin katma değerini , vatandaşın moralini yükseltecek hem de esnafın yüzünü güldürecek adına da ‘‘FESTİVAL’’ diyebileceğiniz bir organizasyon yapmak kolay değil (!) diyeceğimi sanıyorsanız demeyeceğim.

Hayır Kolay

Ama öncesinde gelin Festival nedir? Bir bakalım.Latince Festa’dan geldiği düşünülen Festival kelimesi TDK’ya göre Fransızca kökenli ve dilimize Fransızca dilinden geçmiştir. Fransızcada Festival özen ve önemli sanat gösterisi, belirli sanat  dallarında filmlerin sunulması ve sonunda ödül verilmesi için tasarlanan gösteri anlamına gelmektedir. Ancak Fransızlar dahil dünyanın dört bir yanında ve ülkemizde Şenlik ile eşanlamlı düşünülmüş ve organizasyonlara isim verilirken de bu şekilde hareket edilmiştir.Yani ülkemizden örnek verirsek Uluslararası İstanbul Film Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Uluslararası İzmir Festivali vs. gibi örnekler varken Pırasa Festivali, Karpuz Festivali vs de aynı kefeye konarak isimlendirilmektedir.

Açıkçası benim düşüncem yapılan organizasyona, etkinliğe isim koyarken bu bir ürün festivali,şenliği de olsa program içeriği çok önem taşıyor.Yani bir ürün yarışması, üç beş ürün standı, bir yöresel pazar kurup bunu bir halk oyunları gösterisi ve konser ile süslüyorsanız bu etkinliğe festivalden çok şenlik ismi sanki daha çok yakışıyor gibi geliyor.Bu benim nacizhane görüşüm. Tabi ki tartışmaya açık

Ama aynı program içeriğini günlere yayabiliyor, panellerle ve sanatın her alanında farklı performanslar ile süsleyebiliyor, sergilenen gösterilerin çok özenli olmasına, ödül törenine, düzenlenen yılın temasına , mesajına, öne çıkarılmak istenilen ürün ile ilgili yapılan tasarımlara, düzenleyen komitenin oluşturulmasına vb sayısızca detaya önem verip bir etkinlik düzenleyecekseniz Festival deyin adını amenna.

Gelelim bizim güzel İzmirimizin çiçeği burnunda 24, tecrübeli 6 ve tecrübeli Büyükşehir Belediye Başkanıma naçizhane tavsiyelerime.

Öncelikle ne festivali, ne şenliği yapıyorsanız yapın bu etkinliklerin artık bir komitesini kurun.Bu komitenin başkanının illa da Belediye Başkanı, Kaymakam vs olması gerekmiyor.Bu komiteye bir STK Başkanı da ya da bu işe gönlünü ruhunu adamış bireyler de başkanlık edebilir. Kaymakam mevki olarak bu işin güvenliği ve izinleri Belediye ise aslında bu işin düzeninden ve temizliğinden sorumlu.Konu aslında bu kadar basit. Eğer bu etkinlikleri Belediyeler bir STK, Dernek ya da bireyler ile komite kurarak düzenlerse, etkinlik, rotasyona girip tayin olan Kaymakam’dan ya da her 5 senede bir değişen ya da değişmeyen Belediye Başkanı’ndan etkilenmez.Tarihi bellidir.Konsepti bellidir.İzinleri bellidir.Yerel yöneticiler gerekli izinleri, maddi manevi destekleri verirler ve takipçisi olup çok da yorulmazlar.Çünkü festivalin bir komitesi vardır.Koltuk değişiklikleri festivalin konseptini, şeklini, amacını değiştirmemelidir.Hele ki siyaset bu tür etkinliklere asla bulaştırılmamalıdır.

Festivaller bir taraftan yerel halkın kendi bölgesine aidiyet duygusunu artırırken, diğer taraftan toplum içinde farklı grupların birlikte daha iyi yaşamalarına olanak sağlar.Bununla beraber festivaller, şenlikler yerel halkta gelenek görenekleri ve kültürel öğelere olan bağlılığı artırır.Dolayısiyle etkinlik programı , şekli , konsepti belirlenirken yerelliğe, kültüre çok dikkat etmek gereklidir.

Festivalin amacı bölgede yaşayanların eğlence ve sosyal motivasyonunu yükseltmek olsa da yöreye gelen ziyaretçilerin artması, bu ziyaretler vasıtası ile yörenin tanıtımının yapılması, yöre imajının güçlendirilmesi, toplumsal huzur ve barış açısından katkılar sunması, ziyaretçilerin yaptıkları harcamalar sonucu elde edilen gelir ile yerel kalkınmayı sağlamak olarak da mutlaka düşünülmelidir.

FESTİVAL KENTİ İZMİR

İzmir gerek iklimi, gerek ürün çeşitliliği gerekse coğrafi yapısı açısından Türkiye’nin en çok festival, şenlik düzenlenen kenti. Ancak belirttiğim üzere Belediye Başkanları derslerini çok iyi çalışmalı, ilçelerine katma değer sağlayacak etkinlikleri organize etmeliler.Kendin çal kendin oyna şenlikleri yerine ayağı yere basan organizasyonlar için kollarını sıvamalılar.Bilhassa Büyükşehir Belediyesi küçük ilçelere ses sistemi, sahne vb teknik destek, sanatçı temin etmeyi bırakmalı küçük ilçeler kendi komitelerini kurarak, gerekli sponsorlarını bularak kendi hayal güçleri ile organizasyonlar gerçekleştirmeliler. Sözün özü kendi yağlarında kavrulmayı öğrenirlerse yapacakları festivaller, şenlikler, kasabalarına, köylerine çok daha fazla katma değer sağlayacaktır düşüncesindeyim.

Sn.Aziz Kocaoğlu ile başlayıp Sn.Tunç Soyer ile devam eden herşeyin patronu benim ana fikrinden umarım uzak bir çizgide bir dönem yaşarız Sn.Dr.Cemil Tugay ile. Keza isimlerini zikrettiğim çok değerli bu iki başkanım da gerek danışmanları gerekse kadrolarının belki yanlış yönlendirmeleri ile ilçelere ücretsiz İBB Kent Orkestrası, sahne ve ses sistemi yollamak, afiş vb basmak , genelde anlaşmalı dost arkadaş meclisinden sanatçı temin etmek sureti ile ilçelerin festivallerine yön verip festivallerin patronları oldular.İlçe Belediye Başkanları, Köy Muhtarları İBB’ye danışmadan hareket edemez oldular.Hatta bazı ilçelerde festivalin yaratıcılarına, STK’lara ve hatta bireylere astronomik ücretler ödeyerek festivallerin isim haklarını satın aldılar.Alaçatı Ot Festivali, Urla Enginar Festivali gibi.Akabinde ruh ve yerellik kayboldu , iş tamamen bir parça siyasete bir parça da ticarete döndü.Örneğin eskiden işi icat eden bayanların organize ettiği yıllarda Alaçatı'da ikametgahı olmayanlar stand açamıyorlardı bu yıl gittiğimde birçok festivalde normal semt pazarcılığı yapan herkes Alaçatıdaydı. İncikçisi boncukçusu çerezcisi çantacısı terlikçisi. Alaçatı’da ot ,Urla’da enginar göremez olduk festivalde.Tabi ki gördük ancak yeteri kadar değil.

Demem o ki tabi ki Büyükşehir Belediyesi tabi ki ilçelere destek versin ancak festivallerin yerel tadını ve heyecanını kaybetmemesi açısından işin patronu olmaya kalkmasın.Patronu olacaksa o halde sıfırdan yeni ve ufku çok büyük , çıtası çok yüksek yepyeni işler icat etsin ve direkt olarak İBB gücü ile kendi kuracağı komite ile kendisi organize etsin ilçelerde.Mevcut festivallere, şenliklere destek versin ama programlardan elini çeksin, artık patronluğu bıraksın ve festivalleri, şenlikleri, lokal siyaset malzemesi olarak kullanmasın.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Dr.Cemil Tugay’a , ekibine, danışmanlarına başarılar dilerken aynı temennilerimi İzmir’in dört bir yanındaki gerek çiçeği burnunda gerekse tecrübeli belediye başkanlarıma da iletiyorum.

Dağlarından yağ ovalarından bal akan Ege’nin incisi bu şahane şehirde neden festivallerimiz şenliklerimiz de şahane olmasın.

Hakan Doğanay

30.04.2024

www.instagram.com/hakandoganayofficial